Basın Açıklaması: Aleviyiz, Alevi Kalacağız. Saldırılara ve katliamlara boyun eğmeyeceğiz…

Avrupa Alevi Hareketi olarak geçen 14 yıllık süreçte AKP İktidarı’nın, demokrasiyi araç olarak gören gizli bir ajandası olduğunu dünya kamuoyuna aktarmaya çalıştık. Ana hedefi; Siyasal İslam’ı Türkiye’de hakim kılmak olan bu gizli ajanda kapsamında, Gülen Hareketi başta olmak üzere birçok gerici cemaat tarafından devletin tüm kademeleri işgal edildi. Bugün Türkiye’de yaşanan çatışma ise bir “demokratikleşme mücadelesi” değil, gerici iki gücün rant çatışmasıdır.

Hedefte her zaman Aleviler, Kürtler ve Solcular olmuştur.

1960 ve 1980 Askeri Darbeleri’nden sonra darbecilerin hedefinde her zaman Aleviler, Kürtler ve Solcular yer almıştır. Bugün Türkiye’de Siyasal İslam’ın bu kadar çok güçlenmesindeki en büyük etmen, söz konusu darbelerle ilerici güçlerin tasfiye edilmesidir. Devlet yönetiminde hâkim bu anlayışa ilaven, AKP’nin Suriye politikası nedeniyle Alevilere yönelik nefret söylemlerinde ve saldırı girişimlerinde artışların yaşandığını da daha evvel kamuoyuyla paylaşmıştık.

15 Temmuz’da yapılan darbe girişiminin ardından da İstanbul’da Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Armutlu, Sarıgazi ve Eyüp ilçelerinde, Ankara’da Tuzluçayır ve Dikmen ilçelerinde, Malatya Paşaköşkü Mahallesi, Hatay’ın Samandağ ve Armutlu İlçelerinde Alevilere dönük saldırı girişimleri oldu. Her daim gerici cemaatlere karşı cephe almasına rağmen Alevilerin hedef seçilmesinde, devlete egemen olan Türk-İslam sentezinden kaynaklı bu anlayışın yattığını bilmekteyiz.

OHAL uygulaması başkanlık sisteminin provasıdır.

OHAL uygulamasına geçildiği gün hükümet sözcüsü tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin askıya alındığı açıklandı. OHAL uygulaması kapsamında Türkiye’de askıya alınacak tek şey Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de olmayacak. Anayasa’da koruma altına alınan birçok haklarda kısıtlanacak ve önümüzdeki günlerde Kanun Hükmünde Kararnamelerle temel özgürlükler ortadan kaldırılacaktır. Bu durumu; AKP Hükümeti ve Erdoğan’ın 2013 yılında yaşanan Gezi Direnişi’ne öncülük eden kesimlerle hesaplaşmak için bir fırsat olarak değerlendireceğini aklıselim herkes görmektedir. Ayrıca Erdoğan, OHAL uygulamasını başkanlık sistemine geçişin bir provası olarak değerlendirecektir.

Olası katliamlar karşısında meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız.

Avrupa Birliği üye ülkeleri başta olmak üzere dünya siyasetinin Türkiye’deki bu kötü gidişat karşısında sessizliklerini koruyor olması da endişeleri artıran bir diğer durum olarak karşımıza çıkıyor. Suriye iç savaşı sonrası gelen mülteci akınının yarattığı sorunları çözme konusunda büyük sıkıntılar yaşayan Avrupalı Devletler, Türkiye’de oluşacak bir iç karışıklık sonrasında derinden sarsılacaklardır.  Alevi toplumu olarak yeni katliamların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz. Olası katliam girişimleri karşısında meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Tüm Avrupa kamuoyunu ve siyasetçilerini bu tehlikeli süreç karşısında duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu