Vicdanını kaybeden Türkiye, sonun başlangıcındadır

Maraş, Çorum, Gazi ve Madımak Katliamları’nı gerçekleştiren zihniyet dün akşam tekrar sahneye çıkıp arkalarına siyasi iktidar desteğini alarak, Türkiye’nin başkentinde pervasızca cenaze erkânına saldırdı. Her defasında “Bu toplumsal çürümenin bir sonu var mı? Daha ne kadar çirkinleşebilirler?” diye sordukça daha da alçalarak cevap veren siyasi iktidar ve onun taşeronlarıyla karşılaşıyoruz. Faşizmin yok ediciliği ve tek tipleştiriciliğini tarihsel nefretle birleştiren siyasi iktidar, linç ve öldürmeyi politika yapmanın bir başka biçimi olarak uygulamaktadır. Bu saldırı salt merhumeye değil, yaşayanlara da gözdağı vermeyi amaçlayan bir saldırıdır.

Maraş Katliamı öncesi cenaze törenlerine dönük yaşanan benzeri saldırılar başta olmak üzere Türk-İslam sentezli devletin tarihindeki nice benzeri örneği göz ardı edemeyiz. 6-7 Eylül Katliamı’nda Hristiyan kökenli yurttaşlarımıza ait mezarlıklardan ölülerinin çıkartılıp yakılması hala hafızamızda canlılığını korumaktadır. “Biz ne zaman böyle olduk?” sorusundan ziyade, “Neden hep böyle olunduğu?” sorgulanmadıkça benzeri saldırılar olacaktır. Ama asıl önemli mesele bu olayın sorumlularının herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacaklarını bilmeleridir. Bu olay özelinde saldırgan güruhun nasıl örgütlendiğini, mezar başına nasıl getirildiklerini ve demokratik gösteriler söz konusu olduğunda “OHAL var” yaygarası yapan güvenlik güçlerinin bu saldırıya neden ve nasıl engel olmadığı da cevap bekleyen sorular arasında yer alıyor. Ülkemizde derinleşen toplumsal kutuplaşma bir arada yaşama kültürünü her geçen gün daha da zayıflatmaktadır. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri de göz önüne alırsak net olarak belirtmeliyiz ki; vicdanını kaybeden Türkiye, sonun başlangıcındadır.

Avrupalı Aleviler olarak Tuğluk Ailesi başta olmak üzere bu saldırıya maruz kalan tüm canlarımızın yanında yer aldığımızı kamuoyuna duyururuz.

 

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu