Basın Açıklaması: Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın Siyasal İslamcı Cemaat Vakıfları ve Dernekleri ile İmzaladığı İşbirliği Protokolü

LAİKLİĞE EVET, DİNCİ GERİCİLİĞE HAYIR

AKP iktidarı tekçi ve mezhepçi eğitimde laiklik, din, vicdan ve inanç özgürlüklerini çiğnemeye devam ediyor.

Devlet eliyle siyasal ve dinci gericiliğin örgütlenmesinde sınır tanınmıyor. AKP devletinin eğitim sistemi Sünniliği referans alarak, başta Alevi çocukları olmak üzere, tüm inanç gruplarına ve inanmama hakkını kullanan kesimlere mensup, herkese zorla “Türk-İslam Sentezi”ne dayalı mezhepçi din eğitimi dayatmaktadır.

Bu tekçi ve mezhepçi eğitim ile 6-13 yaş arasındaki çocukların zorunlu din eğitimleri ve 5 vakit namaz uygulaması ile asimile edilmesi başta çocuk hakları olmak üzere, laiklik ve inanç özgürlüğüne aykırıdır.

Bir yandan Diyanet İşleri Başkanlığı, diğer yandan ENSAR, TÜRGEV, BİRLİK, HAYRAT, İLİM YAYMA CEMİYETİ, ÖNDER, İHH ve benzeri siyasal İslamcı vakıflar, dernekler ve cemaatler/tarikatlar ile işbirliği protokolü imzalayan Milli Eğitim Bakanlığı şimdi de başka bir gerici protokole imza atarak 6-13 yaş arası öğrencilere 5 vakit namaz getiriyor

DEVLET ALEVİ ÇOCUKLARI DAHİL, HİÇ BİR ÇOCUĞA “NAMAZ KIL” DİYEMEZ

Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılmasına dair AİHM’de kazandığı davaların kararlarını uygulamak yerine, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yarıyıl tatilinde çocukları camilere taşımak ve orada 6-13 yaş arası çocukların beş vakit namaz kılmasını sağlamak için, bu islamcı vakıf ve derneklerle protokol imzalıyor. MEB ve siyasal islamcı cemaat vakıfları ve dernekleri ile imzalanan protokol kapsamında camiye götürülecek çocuklardan cemaatlere mürit yetiştirmek için namazlar kıldırılacak, duaları ezberlemeleri istenecek. “Kuran ve Sünnet Bütünlüğü” konulu bilgi yarışması adı altında ‘cinsel istismar’ hikâyesi bulunan kitapların okullarda dağıtıldığı, basına kadar yansımıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu dernekler ve vakıflarla imzaladığı protokol ile “Haydi Çocuklar Camiye Projesi” gibi siyasal islamcı projenin ideolojik amaçlarına hizmet etmektedir. Çocukları camilere doldurmak için, siyasal islamcı bu projenin sloganlarından biri de “Namazını camide kıl, puanları topla, ödülünü kap” olmuş.

81 ildeki 2 bin 500 camide gerçekleştirileceği ifade edilen bu hukuk dışı faaliyet ile siyasal islamcı vakfın Türkiye genelinde 50 bin çocuğu okuldan camiye taşımayı hedeflemiş.

Bu ve benzer işbirliği protokolü ile „Toplum Temelli Kurumlar“ altında 4-6 yaş arasındaki çocuklara ‘Kuran Kursu’ veriliyor. Bunun sonucu 1552 Sıbyan Mektebinde, 51 bin 327 çocuğa kurs veriliyor.

Soyut kavramları idrak etme yeteneği gelişmemiş bu çocuklara MEB, Diyanet ve İslamcı Cemaat Vakıflarla imzalanan protokollere dayalı kurslar, çocuk haklarını aykırı, ideolojik bir seferberliktir.

MİLLİ EĞİTİM BAKALNLIĞI SİYASAL İSLAMCI CEMAAT VAKIFLARI İLE İMZALADIĞI PROTOKOLLERİ İPTAL ETMELİLER.

Bu nedenle AABF olarak talebimiz;

MEB İle Cemaatler-Vakıflar-Dernekler arasında imzalanan protokoller iç ve uluslararası hukuka aykırıdır ve iptal edilmelidir.

Zorunlu ve seçmesi zorunlu tüm din dersleri kaldırılmalıdır.

Tek tip din/mezhep eksenin toplum inşasının taşıyıcı kurumları olan, din eğitimi veren ve din eğitimcileri yetiştiren devlet din kurumları laiklik ve eşitlik ilkesine aykırıdır. Devlet adına İlahiyat fakülteleri, İmam Hatip Okulları, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kuran Kursları olamaz ve bunlar özelleştirilmelidir.

Laiklik ve eşitlik ilkesi gereği; devlet tüm inanç sistemlerine eşit uzaklıkta durması gerekir. Sünnilik lehine koruyucu, kollayıcı tutum alamaz ve imtiyaz tanıyamaz.

Öğrencilere belirli bir inancı/dini dayatmak suretiyle, öğrencileri asimilasyon yoluyla din/inanç değiştirmeye veya Türkiye’de olduğu gibi Sünni-Hanefiliği benimsemeye zorlamamalıdır.

Türkiye’deki yaygın dini inanç ve azınlık inançlar hakkında tarihsel ve kültürel bilgilendirme ilkesi esas alınmalıdır. Tüm dini inançlara ve inanmama hakkına sahip bireylere/çevrelere eşit ve nesnel yaklaşılmalıdır.

Dinler hakkında kültürel, felsefi ve tarihsel bilgi aktaracak dersler, tüm din ve inançları kapsayacak şekilde isteğe bağlı verilebilir. Bu tür ders müfredatları ise; her türlü dinsel telkin, yönlendirme ve doğmalardan arındırmalı, ve bütün dinler hakkında, o dini/inanç gruplar tarafından hazırlanmış temel bilgiler verilmelidir.

Din eğitimi kişiye ve dini topluluklara ait özel alan olup, kamusal bir hizmet olarak sunulmamalı ve devlet bütçesiyle finanse edilememelidir.

Biz Aleviler, devlet adına verilecek eğitimlerin dincilik ve gericilik üretmesini, namaz kıldırmasını, dua ezberletmesini, siyasal islamcı cemaatlerle eğitimde işbirliğini değil, laik, bilimsel, demokratik, çoğulcu, eşit, ücretsiz ve kamucu eğitim talep ediyoruz.

 

Hüseyin Mat

AABF Genel Başkanı